Birileri, burada olmak zorunda…
Sol köşe masada, yere düşürmüş olduğu iletişim aracına ulaşmak için çaba sarf ederken ya da kült ablası üzerinde dans eden sigara izmaritinin kendisini uzaklara atan bedenini yakalamaya çalışır iken kayıp olmamalı.
Birileri, burada. Tam olarak bu zaman diliminde yaşıyor olmalı…
Bir sigara daha yakmalı en zehirli tütünden ve bir duman daha almalı içten içe kararmış benliğinden. Burada, henüz çökmemişken şafak vakti karanlığın üzerine. Aslında istikrarsız bir soru kimliği bu; daha ne yazabilirim ki binler üzerini örtmüşken tümcelerin sözcükleri. Ya da kararsız bir biçim bu; daha ne parçalayabilirim ki kanlar akıyorken derimden örtmek için cümleleri. Kişiliksiz bir sicim bu; her hangi bir cisim ile boy ölçüşemiyor secdim ile bedenim. Ve de davetsiz bir girişim bu; kendi bendine varsayım ile söz geçiremiyor sessizliğim.
Ertesi Çarşamba aslında, ya da gündelik yaşam Pazar ve ertesi olarak dans eder hala Perşembe öncesinde var olan gece hayatında. Kimliğim yok; bu gece herhangi bir sorgulama başıboş bedenimi es geçecek gibi görünüyor. Uzun soluklar var karanlığın sokak lambalarına yansıyan irkilmeleri ile eş değer. Adım atıyorum bir kez daha uzağa bedenimden, önümde bir boşluk; geçmişimde ise derin bir karanlık takip ediyor izlerimi. Yıl sanki beş geçmemiş ve hiçbir anı yazılmamış sanki defterime. Girit oluşturmuş harita parçaları hayatımın Ege bölgesinde ve ilerlemek istemiş gibi Bandırma çehresi üzerine. Yıkım; sanki on beş bin bir hiçmiş gibi cansız serilmiş önüme, ardında ölümlü gibi otuz beş yaş sınırını ezmiş geçmiş babalığım. Aşk bir kedermiş aslında, bir kader üzerine yinelenmek gibi tekrar eden bir olgu gibi yaşam çemberimde seyreder dururmuş oysa.
Farkına varmadan yaşlanmış vücudum, belki eskimiş ya da çizikler belirmiş alnının en parlak çehresinde. Türemiş zamanla girdapları, içine almış bedeni; bir beden ki yok olmaya yüz tutmuş her tebessümü ile. Yalnız solumuş yaşamı ve de Kasım’ı…
Orada başlıyor med ve cezir, karanlığın tutulması ile ay üzerindeki yakamozun eşsiz silueti. Kumsalda yer alan ufak parmakların ayaklarına uzanması ve gel gitlerin temelsiz biçimi. Zaman henüz eskimiş değil; geçmişe dair ne varsa yuttum artık okyanusun derinliğinde. Birkaç beden var gömdüğüm, belki bir kaçı var henüz gömmek için yaşamak zorunda olduğum. Sanıyorum ki bir yolu var hala bunun, bir yolu olmalı beni bu boşlukta kaplayacak, adımlarımı eş değer, geleceğe, her şeyin ötesine atacak gücün. Bir sonu var belki, o güç ile benim eriyecek bütünlüğümün…
Henüz Ağustos geçti her şeyden öte;
Bir yolu olmalı biliyorum,
Bir seçenek olmalı, birileri;
Birisi artık burada olmalı !