Masumiyet


Kırmızı, trafik lambaları ikna olacak gibi değildi geçişlere. Erkek otomobilin ön koltuğunda direksiyon başında bekliyorken, yan koltuktaki genç bayan gazete sayfalarını karıştırıyordu. Öğle sıcağı vuruyordu aracın boyasına, klima bozulmuş vücutlarındaki teri oluşturan etmenler çoğalmıştı gözlerinde. Birbirleriyle konuşmuyorlardı, sabah uyanmışlar ve rutin bir şekilde kahvaltı sürecini gerçekleştirmişlerdi. Araç içerisinde olmaları nereye gittiklerini bildikleri anlamına gelmiyordu. Süratli bir şekilde apartman dairesinden çıkıp uzaklaşmak ister gibiydiler. Aslında beraber oluşları birbirlerine yakın durmak isteğinden kaynaklanmıyordu. İkisi de dün gecede kalmış, bugünü oluşturamıyordu aklının bir köşesinde.

Erkeğin gözlerinde canlanıyordu gecenin ilerleyen saatleri, yaklaşık iki haftalık bir zaman zarfında yakınlık oluşmuştu ön koltuktaki bayan ile arasında. Geceyi anımsıyordu, gerçekten bunu yapacak mıyız? Neden olmasın demişti bayan, neden ilişkimizi somut bir şeyler ile de ilerletmeyelim? Trajedi genelde bayanların önemsediği bir konunun erkek üzerinde baskı oluşturmasından kaynaklanıyordu. Söz konusu durum belirtildiği şekilde gerçekleşmeksizin düşünüldüğünde kadınlar için erkeğin son ilişkisi olma isteği, erkekler içinse kadının ilk ilişkisi olma isteği vardı hep. Onlar düşünmemişti hiç bir şeyi, ne geçmişi ne de geleceği. Belki de sadece zaaflarının ön plana çıktığı bir gecede birleştirmişlerdi vücutlarını. Erkek biraz çekinden şekilde sormuştu bakire olup olmadığını, kadınsa senin için önemi nedir diye sorguladı. Erkek bir an düşündüğünde vereceği cevapların her şekilde kendisine eksi bir yönle geri tepeceğini kurguladı kafasında. Ki tamamen kurgu da sayılmazdı anlamını sorguladığımızda. Evet demiş olsaydı, kadın aralarındaki sevgiye önem vermediğini düşünecek ve erkeğe geçmişimdeki beni değil, şu anda, karşında olan beni tanıdığını belirtecekti. Erkek bu durumda bir insanın kişiliğinin geçmişinden bu yana yaptıkları ile ölçülebileceğini belirtecek, kadın ise insan değişebilir diyecekti. Uzun bir tartışmaya girerek gecenin zehir olmasına imkan verecekti. Diğer bir yandan erkek hayır demiş olsaydı, kadın sadece ilişkiye girmek için kullanıldığını düşünecek, kendisinin hiçbir şekilde önemsendiğine dair bir kanıt elde edemeyecekti. Bu paradoks noksan bir şekilde de olsa erkeği düşüncelerinden itti ve o an hiçbir cevap vermedi. Kadın sessiz bir şekilde kulağına fısıldayarak sadece bu anı yaşayalım demişti. Işıklar söndü, bedenleri soyundu yatağın bir köşesinde. Dudakları birbirine yapışmış, elleri sarmıştı bedenlerini. Soğuk bir geceyi ısıttılar kalplerinde. Bedenleri içerisinde vuruşurken bir yandan da rüzgar aralıyordu pencereyi. Esintiyle kamçılandılar, aldırmadılar soğuğa…

Her şey bitmişti, ikisi de üşüyor yatağın ayrı kutuplarında kendilerine sarılmış donuyordu. Kadın erkeğin aklında olacağını düşünerek sessizce değildim diyor, erkekse karmaşık düşüncelerinin bir kısmını aklından atabilme olanağı kazanıyordu. Durum daha farklı bir boyut kazanıyordu erkek için, yine bir paradoks aralıyordu kapısını. Bakire olsaydı kendisini suçlu hissedecek ve yaptıkları için bedenini kırbaçlayacaktı her gün, her gece. Şu an ki durumda ise ilk olmadığının bilincinde sadece bir oyuncak olduğunu düşünüyordu. Seviyordu, bunun farkındaydı ama kadın için aynı şeyden emin olamıyordu erkek. Başını duvara doğru çevirerek beni seviyor musun diye sorduğunda, kadın evet dedi hiç bekletmeden. Erkek bunun üzerine benden önce birlikte olduğun kişiyi de sevmiştin değil mi sorusunu yöneltti ve cümlesine devam etti. Ya benden sonra ki? Onu da sevecek misin? Ardından diğerleri, ya onlar? Kadın konuşmanın nereye gideceğinin farkındaymışçasına ayrılmak istiyorsun değil mi diye sordu. Böyle bir şey düşünmemişti erkek ama seviyorum diyerek de kadının düşüncesini bilmeden kendisinin aşağılanmasına izin veremezdi. Evet diye yanıtladı sessizce…

Uzun bir süre sürdü, geçmişten bugüne kadar yaşadıkları bir hayat yerini aldı o sessizlik. Erkek ayrılmak istediğini söylediği halde hala kafasında bir takım şeyleri sorguluyordu. Kadın onun için İstanbul’dan gelmiş, onun yaşamına ayak uydurmak için uğraş vermişti. Kadın üniversite yaşamını bir kenara atmış ve sevdiğini seçmişti her şeye rağmen. Erkek bunların bir aldatma, göz boyama olabileceğini düşündü. Ne de olsa iki haftalık bir zaman sürecinde gerçekleşmişti tüm yapılanlar. Bir çok şey söyledi düşüncelerinde kadına ve bir çok cevap aldı. Ama hiçbir şekilde dudaklarından dökemedi ve bir şey konuşmadı ikisi de. Birden yüksek frekansta bir ses inletti kulaklarını, ardı kesilmeyen bir dizi sesler…

Otomobilin arkasında araç korna çalıyordu, trafik lambası nihayet yeşil rengi gösteriyordu. Yolun sağ kenarındaki levhaya bakarak hava alanının yolunu tuttu. Yedi dakikalık bir zaman içerisinde ulaştı istediği konuma ve arabayı durdurdu. Kadının gözlerine bakarak gitmelisin dedi. Kadın sessizce fısıldar gibi bir tonda konuşuyor merak etme gideceğim diyordu. Erkeğin gözlerine baktı ve bedenlerimiz masum değiller, kimsenin değil dedi. Aşkımsa, tüm saflığıyla çıplaktı, tüm masumiyetiyle karşındaydı. Sense bunu görmedin, sen aşka değil, bedenlerin çıplaklığına inanıyorsun. Unutma, benden sonra da arayacaksın aşkı değil mi? Bulduğunda artık sen de çıplaksın ve ruhun da öyle kalacak. Biri de sana aynı soruyu yönelttiğinde sen de geçmişi yaşamamış olmayı dileyeceksin. Bu yüzden gideceğim dedi, o geleceği yaşaman için…

Kadın araçtan indi ve kapıyı sert bir biçimde kapattı. Erkek arkasından izledi kadını, yavaşça uzaklaştı benliğinden. Sadece izledi ve kadın kayboldu gözlerinden.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.