Insomnia


Bu Tenet günlerinde akla Nolan geliyor olsa da bahis bu değildi elbette. Sabaha karşı beş bir yanda, öğleden sonra bir ise diğer yanda. Uzun sürenin ardından çekilen huzurlu, huzursuz bir uyku yamacında. Akıllı saatler ne derece doğru göstermekte bilmiyorum ancak uykumun derinliğinin olmadığını iddaa etmekte hala.

İçinde bulunduğumuz haftaya bakıyorum, ardında geri kalana; iki ila dört saat arasında değişen uyku eğrileri ve uykusuzluk, kendime zaman ayırmadığım iş koşusu. Klasik bir gün aralandığında pencereden saat yediyi gösterir sabah, ardında sade bir kahve ve iş telaşı başlar hayatımda. Akşam altıya kadar süren bu geçimsiz hayat, altının ardında başka bir karanlığa atar beni. Neyse ki ikinci iş en eğlendiğim kısım olarak yazılabilirdi. Kendime dipnot geçtiğimde ise elbette bu her zaman böyle değildi. Bitmezdi geceleri; bazen dörde, bazen üçe vururdu akrep, en erken dediğimse iki olmalıydı gece. Ardında tekrar bir uyku hazırlığı ve rüyalar; sabahında biyolojik saatim bozulmuşçasına uyanmalar ya da hiç uyumadan bir güne daha başlamalar. Vücut takviye için alınan ekstra gıdalar, ilaçlar ve haplar belki de. Yalnız haftada bir ya da iki gün gülümsüyor olabilirim kadere. Geri kalan günler ise ne denli bir keder olduğunu gösterir dokunduğunda gözlerim yüzeyine.

Neyse ki değişik bir gün başlangıcı oldu sekiz saatin eşiğinde, ilginç Türkçe bir şarkı ile başladım ve açtım gözlerimi. İkiye on kala değildi saat ama kafamda kentsel dönüşümler çalıyordu. Çoğu insanda olan bir durum olsa gerek; bir şarkı kazındığında bilince, uzunca bir süre aralıksız onu dinliyoruz her an. Geceyi anımsadım tekrar, bir aile dramı, bir baba, eşi ve kızı; alkolün hükmettiği bir masa ve dağınıklık. Bu yüzden çok uzak bir tercih olacak olmalı babalık.

İrdelememeli başkalarının hayatlarını, seçimlerini diyorum ardında. Blackfield Pain çalıyorum ve özüme dönüyorum tekrardan.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.