Glory Times


Portishead esintisi ardında, Dombra… Evet 30 Ağustos Zafer Bayramı bakıldığında, ancak görseldeki bayrakların yamacında kulakları tırmalayan başka bir ses yok asla. Bazı durumları sorgulamamayı öğrenmek gerek diyor bir yanım, bir yanı ne de olsa kararsızdı.

Çok fazla içerisine girmemeliydim bu satırların, ne de olsa sıcak bir yaz gününde üşümeyi aklımdan geçirmiyordu kararsızlığım. Geceye dönmeliydim, ardında sabahına, ardında gündüzün teninden, güneşin batmasına. Artmasına karartının, daha fazla saklanmak istiyor olduğum dakikalara. Yaşantılara, yaşadığımı hissetmediğim her ana. Ardı olmayan her soruya, sonuna hayatın. Falımda çıktı bugün, hala eksikmiş cümlelerin vurdunduymazlığı. Umursamazlığı bir yanda ve umursadıklarım benden uzakta. Uzadıkça günler, kısalan gecelerim beni telaşlandıran. Başarılı olmadığım bir durumdu ne de olsa güneşin altında yaşamak. Antimatter’ın sonsuzluk melodileri, Pink Floyd hayıflanır gibi değil elbette, yalnız ”Going Nowhere” dediğinde genişliyor boşlukları uzayın. Evet, hala ”Sone” adlı yazım yarımdı, yarısındaydım, yarılandı kapılarım. Oysa kapanan bir kapıyı anlatırdı öykünün satırları.

Duraksadım, bir kaç gündür çözüme kavuşturamadığım bir led panel var karşımda ve istemsizce ışığı saniye aralıklı vurmakta bana. Elektrik korkar olduğum bir durumdu her baktığımda, yazılım ise apayrı. Apaçık ayrıştım, çözündüm bir çözeltinin içerisinde ve karardım. Yüzmeden, boğulabilir miydi bir insan, boğabilir miydi beni, seni bu yaşam?

Zamanı var, bir kaç gün daha ortalarda olmayacağım.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.