Yeni bitirmiştim, her yenilik kendime, eski bir tat bırakıyordu sözlerimde. Geceye ve gündüzeydi günceler ve bir de eskimeyen, eskitemediğim tümcelere.
İsim konusunda tutarsız bir yanım, belki sayfalarca daha anmalıyım adını koyamadıklarımı. Bir şiirdi öncesi, şimdi ise asla yapraklarını sarartamadığım, eskir diye korktuğum bir anım. Düzeltilmesi gereken bir çok hata, pişkin suratlar, çelimsiz akıllar. Artık yeri yok burada.
Güne dönelim yeni baştan, uzun uzadıya bir zaman, gerisinde kaldığım anlar ama yetiştiğim sonuna. Sağımda duruyordu yanılgılar, ben değil, onlar yanmalı dedim ardında.
Kırmızı oda bir korku, bir yaşamdı içimde bulunan. İki dinin, dillerin ve türlerin buluşmasıydı odada. Son bir kaç rötuş ardında çıkartacaktım açığa, bu yüzden gece olmalı, gündüz doğmadan yapmalıydım.