Zamanla değişiyor; ışık, yelkovan bir yanda, gölge, akrebin kıskacında. Gece oluyor, ardında günün ilk parıltısı vuruyor cama; buğulu, yağmur biraz da, soğuk, sancım var yalnızlığa. Yalınlığa sevgim, yaltaklanmaya değil asla. Leş güzelliği yaşamın, banknotların arasından, bir nefes daha, bir iç çekiş olmaması adına.
Uyuyorum, henüz uyanmaya daha var; dahası, daha ne olabilirdi kıvamında, balçık gibi ve ben yalnız batıyormuşum da fark etmiyor kimliğim. Raks ediyor bu yüzden; yakılan ateşin etrafında, dans ediyorum gece yükselirken. Yıldızları sayıyorum; bir, iki… Ya diğerleri, nerede, nereye gitmiş olabilir henüz göremediğim her kayan yıldızın sihri? Öyle demediler mi: Bir dilek tut, gerisi gelir.
Ama o gelmedi; bende olan birkaçı da gitti, kalmadı hiçbiri. Hiçlik nedir bilir misin, ya ben, bir hiç miyim? Yalnız bir hiç uğruna mı döküldüm satırlara, satıldım da, haberi olmadı mı mürekkebin sayfaya aktığında? Karaydı biraz, kalemse hala tenin renginde, beyaz, deftere ışığı getirmek uğruna, sonrası gri, gren bir tablo baktığımda, gittikçe matlaşır ve okunmaz aslında. Kehribar bardağımda; beş nokta iki, şifremi giriyorum bu esnada, seksen sekiz yirmi iki, adını heceliyor aklım zihnimin odalarında. Sayfayı aralıyorum, on dört sıfır üç, on ikinciye aya girerken Zodyak, aralığın da üçü ve güç. Bir başka düş, evet hala uyuyorum ve asla uyanmıyorum bu rüyadan, biliyorum aksi bir gölge yükseliyor karşımda.
Hay aksi, hala hatırlanıyor yalanlar, kaygı yok ediyor saygıyı bu hayatta. Çift yüzlü yaratılmış insan, unutuyorum, uluyorum bir kurt gibi, bir ağıt, duyulmuyor. Sorulmuyor, soyunurken vücutlar karanlıkta gocunmuyor. Kimse yokmuşçasına ve izleyen biri var olmamışçasına uzanıyor yatağa. O gözleri hissediyorum yaşamımda; kapandığında dahi göz kapaklarım, ayrılmıyor bakışlar. Benim baktığım gibi kimse bakmıyorken o kadına, onlardan bir farkı yokmuş gibi gözlerinin parıltısı çehreme vurmuyor, uzanmıyor o aranan dokunuşlar. İçime, derinlere, asla girilmemesi gereken o yerlere, dokunmak istemiyor asla. Uyanıyorum o esnada:
Uyku yarı ölüm, yarısı, yarınım. Yarın, yarınım diyebilmekti kaygı. Yarın, asla farkında olmamasıydı sancı. Yarası, bir yarasa gibi görme keskinliğinin zayıflığı. Göremedi gözler, uyuyor olmamdı aslı. Bir daha asla dememek uğruna, uyandırmıştım bir tarafı.
Şşt, diğer yanım hala uyuyor, hala ondaydı aklı.