İki sözcük çalmıştım tümcelerin arasından, saklamıştım onları. Geleceğe geçmiş dediğimiz bir zamanda çıkaracak, vuracaktım dışarı. Susacaktım o ana dek, anlaştığım şeytanlarımla devam edecektim yola; farkım yoktu ne de olsa onlardan, karanlığın koynundaki alev gibiydi suratlar ve yalnız ışık saçmıştı yokluğa. Kusacağım anı beklemiştim hep oysa, duraksamaya yakın bir zamanda; bir an güneşin batımında ve artık aya bakıyorken kalanlar.
Sahte, riyakar olanlar; onlardan, kelimeleri bir ziyan haline getiren insanlar. Konuşmasalar, yaptığım gibi, yapılacak en iyi şeyin kimi zaman susmak, sükut halinde bulunmak olmasıydı gereksinim. Betim, benzetim aslında; bendim çiğnenmeden henüz, bendim o aptalların masasından uzak kalan. Paylaşamayanlar; ne sevgiyi, ne saygıyı gösteremeyen o hilkat garibeleri, o nefsine yenik düşen sefiller temsili. Dünya liderleri ve hiçbir dünyası olmayan başıboş sokak kimlikleri. Kaldırımları, mazgalları caddede; çağın küçük ekranlarında bocalayan rüzgarları her esmeye teşebbüs ettiğinde. Bir takım sosyal medya sitelerinde fotoğrafları sergilediğinde, aldıkları beğeni kadar sahte yaşamları görünen. Ne yazık o illete, ille de bir anı saklıyormuş gibi kendini inandıran fikirlere. Cisimlere, objelere, artık yalnız birer nesne gibi hissettiriyor bana o kesimler. Birer içi boş altın rengi sandık, ne gümüşten, ne de mücevher bir çift söz söyleyemediğinde. Yazacak hiçbir satırı olmayıp, alıntı ile, başkasının cümleleri ile günü geçirenler. Geçilenler onlar başka bir sayfayı araladığımda ve asla ardıma bakmadığım suretler bu yaşamda.
Geceyi sorsam her birine, bana gün batımını, güneşin yoksunluğunu anlatacaklar. Sarıdan kırmızıya çalıyor desem bir renk, amber, kehribar ve bir yığın sözcük sayacaklar. Yaşamı sorgulasam her bir kadehte, kendine ait olmayan sözlerle bana yanıt verecek olanlar. Bir melodi çalsam kulaklarına, modern müziğin tanımını, tanımsız şarkıları ilah yaparak önüme sunacaklar.
O insanlar; onlar, zihninizi, kalbinizi dökmeye gerek olmayanlar. Onlar, beş para etmez leş bedenlerin vurdumduymazlığı, bırakın benzeştiği ünsüzlerle yol alsınlar.