Uzun soluklu bir öyküye isim düşünmek bir yana, yeni yıla dair bir günce oluşturmak da gerekirdi. Elbette o öykü hala bitmedi, ancak yeni bir yılın hikayesi her birimiz için başladı. Unutmadan gündüzleri uyandığınızda Bourbon denemeyin, yüzüm epey ekşidi şu an :)
Sanırım saat henüz on bir olmadan müzik eşliğinde uyumuş olmalıyım, umarım sonsuza dek uyuyacağım bir yıl olur ve son olur. Sosyal medyada muhtemelen insanlar yılbaşı ağaçlarını ve güzel dileklerini de paylaşmıştır. Evet öylesine bir gereksinim işte, içi boş kutular ve hiçbir önemli günü kaçırmayanlar, açıp, ufkunu genişletecek bir metin dahi okumazlar. O günü, bu saati diye paylaşım yapanlar, hayatlarında nasıllar…
Eleştirel olmak bir yana, uzay zaman eğrisinde bir hikaye olacak, maalesef tutarlı olması için bilime gömülmüş durumdayım. Takımyıldızları, galaksiler ve yıldızlar. Sönecek olanlar; Zeta, Sigma ve diğerleri. Her biri yay biçemleri, bense ok yalnız. Eşelemekten mutlu olan, mutsuzluğu sonlandıran bir kara delik, evren, paralellik. Neyse hikaye de uzun zaten.
Bazen düşünmüyor değilim, kaç sayfa ötesine gidebiliriz? Normal koşullarda on sayfalık bir yazı, belki de yirmi sayfa olabiliyor puntoda, kaç puntoyla, ne de uzağım bu konulara. Kitap okuma alışkanlığı kazanmam gerek zamanla, henüz on kitap okumamış olsam da. Nedense yazmak, apayrı bir safha, bana ait olanlar, ben gibi hissettiriyor, bir başkasının kopyası olmadığımda huzur buluyorum ardından.
Öyleyse geri dönmeliyim, yeni bir yılda ileriye doğru giderken, yönümü çevirmeliyim. Mutlu yıllar.