G01-7


Bir film sahnesi gibi; içerisinde kaybolunan bir sessizliğin ardından, Tanrı ayaklarım kadar ölü olmalı dercesine. Sonsuz bir döngüde yer alan bir şarkı gibi, her ölümün ardından tekrar doğarcasına bu öyküde. Yakılan her ağıdın ardından severcesine, sinermiş gibi içine.

Hala yok bir tavır ayaklarımın üzerinde, onların dahi beklentisi olmadı yürümeye. Bir mevsim, başka bir nevresim, görmediklerim ve henüz tanışmamış, karşılaşmamış olduğum resimlerim. Kesitlerim geçmişten, geçirdiklerim birer birer, değiştiğim her tümcenin sonunda, eskimişliğim beriden ve öteden gelenler.

Artık takınmıyorum, takmıyorum herhangi bir maske. Söylemek istemiyorum, bir maskem olduğunda yalnız, kim olduğunun merak ediliyor olduğunu. Uzaklaşıyorum, millerce yol öteye, killerce toprağın üzerinden, leşlerce bedenin, renklerse sevdiğim: Turkuaz, erguvan ve şeker pembesi. Fotoğrafta kalanlar, orada yaşayanlar, eski bir sayfanın karanlığında, bir eskize dönüşmemiş olanlar onlar. Sevdiklerim, eskimemiş.

Eskittiğim ise yalnız, verdiğim değeri bana biçmemiş olan kimselerim. Birer kimse, ölü bir Tanrı kadar yaşam olmayan içinde, sahte ve görünmez.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.