Üçüncü konçertonun vuruşları piyanoda, sert ve bir o kadar hızlı ritim.
Dilim varmıyor bir yandan konuşmaya, gizli, saklı değilim gibi. Değil doğduğum günün hissi, değil gündüze değin görülen kabusların iniltisi. Değilse de değişilmez gerçeğin, 00:06’da belirmesi.
Bugün doğdum; küllerinden değil, kültlerinden. Küplerinden Rubik’in, Rachmaninoff’un senfonisinden.
Ezgisinden, ekseriyetle gülüşünden bir annenin ve sevgisinden.
Yanımda olamayan bir babanın gözlerinden baktım dünyaya, baktığım gibi güneşte baldan, yağmurda kahvenin tonundan ona. Bir süredir yazmakta olduğum romandaki Havva’ya, Erem’e ve İzgi’ye ardında. O’na, havaya bırakılan kırmızı balonlara. Yaratılan tüm karakterlerin yalnız O’na benziyor olmasına.
Bugün doğdum; yaş aldım bir kez daha, yas almıştım bunca zaman güneşe yapılan yolculukta sandalıma. Güneşe, gün ışığına doğru gölü aldığında sağına. Güneşime, Anadolu Otoyolu’ndan henüz ulaşmadan doğduğum ilin sınırına.
Üçüncü konçertonun notaları, salındırdı bedenimi rüzgarında.