Son günleriydi; biri değil, kiriydi geçmişin öznesi, biliyordum. Dilimde tutturmuş olduğum busesi, öncesiydi o geçmiş diye dillendirilenin. Gidemedim, inememiştim daha da ötesine. Silememiştim ötekileşirken kendime, sinememiştim öteleştirildiğimde kalplere. İçimde direnen her bir mucize, dile gelmemişti o küçük öyküde.
Görmemişti dileyeni Tanrı öfkeden ve gösterilendi nefret bu şehirde nispeten. Biliyorduk, sen köreden, bense kör ebeydi seni ararken. Diğerleri gibi, bir illüzyon, yalnız başka bir maske tebessümle giyilen. Yalandan gözler, samimiyetsiz çehreler, birer ikiz gibi, sahte söyleşiler. Sadece bundan ibaret, artık başka bir gezegeni isteyen ruhum, bırakıyordu senin cehennemini. Bir başka ruha yolculuk için, kalkacaktı demir atmış olduğum limandan gemim. Bir Pazar sabahı, yalnızca gidişini izleyeceğimi düşledim. Akşamında pazarın, onu artık görmek istemediğimi, yalanlarıyla bir yaşam sürdüremeyeceğimin gerçeğiyle yüzleşecektim.