Otuz adım; atılmış, bir köşede eskimeye bırakılmış notlarımın arasında, yaprakların sararmışlığında her bir atımda unutulan adım, oysa tüm unutamadıklarıma. Aklımda hala, hala;
Hadsizce gelecek ama, hattın diğer ucunda bir ses olmadığında, habersiz gelecek. Geçmiş yalnız masada, şişeler sebepsizliğinde ömrün. Ses ettiğimde, düşecek yüzüm, gücüm varmış gibi, aslında güçsüzüm.
Düşkünüm bir yandan; ne konuştuğum, ne de yazdığım aynı baktığımda. Hala, göründüğün gibi olma diyor hislerim bana, O’na kaçıyorsa da bakışlarım, çeviriyorum gözlerimi başka bir yana. Başka bir zamana, bambaşka düşlere ardında.