G4-05


Yakaladığın ancak bir anı zamanın pençesinin ve yakalandığın, resmedilmediğin ömürler, saatin işlemediğini düşündüğün gerçeğin. Tik tak…

Duvarda asılı tabloda retro taslaklar, bana düşman, sana dostlar. Milenyumun hemen ardında trampetler çalmaya başlamıştı aklımın odalarında, dokuz sekiz, belki dokuz altılar. Doksan altı ya da üstüydü kayıplar. Koşsam ayrı, koşma dense yalnız nazım; Kasım, bir başkadır Aralık’tan izlediğinde bakışların.

New York’un yanılsamalarındaki Caden gibi, benliğim başka kopyalarımla sarılı. Hangisi benim ya da O? Hangi birinde seni buldu, sana uzandı tutsaklığın karşı konulmaz duygusu?

Unutmak için mi yaşıyordu her zihnin olgusu, varoluşu? Unutulmak için mi yoksa…

Tik tak; mesafeler için bir okyanusa ihtiyaç olmadığı gibi, konuşmaya da lüzum yok birinin yanında hissetmeyi arzuladığında.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.