G5-01


Bir blok ötesinde altı patlardan çıkan sesler, sokağın köşesinde yakılan ateşin yanında hemen. Geceyi henüz giymişken üzerine gökyüzü, başka bir Tanrı nefesini veriyor inanca bulanmış zihinden. Önce gün, ahları atıyor üzerinden, ardında gür, hür olarak çıkıyor bedenden. Karmaşayı şamataya çeviren kaos dolu düşlerde, yükseldiğimi düşünüyorum zeminden..

Sizlerden, bir nebze de olsa uzaklaştığımda, beni aşağı çekmekte olan her yüzden. Her güzden sıyrılıyorum güneşte, her bir silüet, yalnız birer leşti geçmişte. Eş değer keşmekeşliğin içerisinde, sinsi tebessümlerde bulunurdu gizlenenler. Asla kavrayamadıkları bir inanca bağlandıklarında, her birinin bir bakireden geldiğini düşlediler. Üç parlak yıldızın ışığında, güneşin doğumunu görmezden geldiler. Sestiler, birer yankı; inlerinde mağaranın, yalnız birer dalgaydı aklımın odalarında titreşen. Hisseden ve ben artık onu duymuyorum dedirten bana. Nispeten altı yıl öncesinde olsa da, sessizliğin bir bedeli vardı kulaklarımda.

Evet hala duymuyordum onun sesini yaşamda; bu kirli yaşanmışlığın içerisinde, çığlıklar ve ateş sesleri vardı üzengiye çarpan. Hala duymuyordum; yapma kalplerin atışlarını, duymuyordum, değersiz yorumları ve duymak, görmek istemiyordum ulaşılmazlığın yapaylığını. Bir blok ötesinde evimin, başka bir Tanrı’nın evrimini izliyordum sanrılı. Bir Tanrıça gibi hisse kapıldığında diğerleri, henüz boynunu aşmaya çalıştıklarının farkında olmamıştı. Dozunu ayarlayamamıştım ancak kristal, Davut’un yıldızından daha da parlaktı.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.