G5-04


Yağmur yağmaz olduğundaydı değişim; ne deliydim, ne de değildim… Ne değişti de, neye değin değişmeyenlerim değişir duruma gelmişti. Nereye kadar uzanmıştı değişmez yalanların, gerçeklerle yüzleştiğindeki kaçamak halleri. Ne gerisinde ya da ne ötesindeydi, neresi ve ne için yaş almıştı alnımdaki çiziklerim?

Geceyi mi bırakmıştı, yoksa sevmeleri mi? Güneşe mi kanmıştı gün doğumunda, yoksa gün eşelendikçe mi çıkardı yarına…

Yalına, sadeliğin o enkazı üzerinden almış olduğu örtüyü mü örtünmüştü vücuduna? Onu mu sarmıştı kollarına, ölümü mü koklamıştı çoğu zaman?

Şimdi gök parlayacak; kubbenin altında bir dünya kalacak bana, altından bir zaman kalanlarıma, dağıtılacak arta kalanlar ay ışığının vurduğu asfaltta. Birikintiler kaldırım kenarlarında ve silüetim yağmur damlalarının kırışıklaştırdığı, kırıştırdığım tüm şeytanlarımla. Dahası var, dayan demek ne de kolay olsa da, pahası satın alınmışlara, çalınmışlığa.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.