Ebedi bir şimdi, ne geçmişini, ne de geleceğini biriktiriyorsun ceplerinde. Sonsuz anın döngüsünde, ne ileri, ne geri gidebiliyorsun hikayende. Siniyorsun o çocukluk günlerinde olduğun gibi bir köşeye, ne gözlerini açabiliyor, ne de kulakların duymak istiyor yalnız gürültü oluşturan sesleri. Tüm o melodiler gizleniyor şarkılarda, derin bir karanlık ve yalnızlık var satırlarında.
Bitmek, tükenmeyen bilmeyen bir mayıs sıkıntısı mısralarında ve aranan martı sesleri uzaklarda.
Ellerinden alınmış gibi özgürlüğün, oysa yüzeyinde okyanusların, arasında olmak isterdi bulutların. Okuyorsun, ben yazdığım değil, yazgım olsun istiyorum. Azı değil çoğu, oradaki; burada olmak hiç değil. Gözlerime baktıklarında, gördükleri, yalnız görmek istedikleri. Uzun süredir görünmez olduğumu biliyor içim ve daha da gizlenecek, saklanacak konuşmak isteyen sözcüklerim.
Ebedi bir şimdi, ya hep, ya hiç. Beni arındırıyorum benliğimden, yakıyorum ne varsa. Yak diyorum içimde savaşmakta olan şeytanlarıma, dışarıda daha çok kötülük var.