9


Dilinde değildi, elinde olmadığı yalanını sürdürüyor olsa da; kusmadı sözcükleri. Tükettiğini, içtiğini biliyorsa da yaşamın kanından, yanından ayırmadı gerçek dışı tebessümleri. Şeker olmalıydı, biraz da süt tozu; koyuluğunda aromanın, kahvenin acı tonu. Sonu yok, olmayacakçasına, olduramayacağı bir rastlantı, konduramayacağı bir üslup ağzında. Bir yaş aldı, bir yaş daha aktı aynanın karşısında. Bir parça hayat ve bir kaç sebebi tutuşturdu sunakta, bıraktı yanmaya. Yanıyordu bir kısmı ve geçmişi kurbandı o esnada.

Mayıs’ın ilk haftası, güneşin hala saklanmakta direttiği bir hava, rüzgarın bazen sert, bazen yumuşak dokunuşları vücuda.

Binlerce adı var, çoğunu anımsamıyor, azını tanıyor olsa da, onu korkuyla saran tanıyamadıklarının bilinmezliği oluyor aklında. Rüzgar okşuyor teni, eski şehrin kalesine binlerce adım, yüzlerce tanım Kotor’da. Geride kalmayan Nisan yağmurlarıyla dolup taşıyor biriktirilen anılarda. Ben doğuyorum, ancak o ölüyor satırlarda.

Dilinde olmayanlar onun, parmaklarımın arasından dökülüyor mısralara;

Ben hayat, ben yeni doğan, baştan yaratılan. Ben zaman, ben dördüncü boyutu gerçekliğin, soyut süreklilik. Tüketim, içim, yaşamak için bitmeye yüz tutmuş geçmiş. Karaladıklarım sayfada, karalandığım her bir an, başka bir yük ardımda, başka bir bıçak saplanan. İlerleme doğrultusunda geleceğe, yakılması gerekirdi artık sana ait olmayanlar.

On beş yıl kadar, inançların eridiği basit bir nokta diye dillendirilen sayfada, kalem tutmaya alışmıştı parmaklar. Ne de kırılgan, çaresiz. Sunakta yalnız temenniler, teselliler isteksiz. Kendimi öldürdüğüm bir zaman, asla kendim olamayacağım bir yaşam. Kaosu besin kaynağı yapan, acı ile harlanan bir ateş gözlerde, keder de, kader de aynı hüznün melankolisinde. Yazıyorum, dışarı çıkarak içimden, yaşıyorum, içime sinerek gözlerden.

O beni kurban ederken, yıllardır içinde yaşadığımın farkındalığı ile arınmak istiyor geçmişin kirliliğinden. Arınmak istiyor, ah ile geçen günleri için, günah işleyenin kendisi olma düşüncesinden, uzaklaşmaya çaba sarfediyor. Sıyırıyor beni tabağından, sırıtıyor bensizlik.

Hazır her şey; tan vaktinde, kabulleniş, serzeniş. Gel gibi, git gibi. Denk düşürülen bir zarın düşeşi, düşesi. Aralığında üçün, vur gibi, kaç gibi.

Ben hayat, ben yeni doğan ve ben hiç.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.