İstemedim düşünmek, oysa ne de çok zaman vardı. Ne de çok anı biriktirmemiş olsam da cebimde, cüzdanımda taşırdım fotoğrafları. Ağırdı, adımlarım sendelerken dünümde, hala aksaktı gülümsemem, tebessüm ederdim bu yüzden fakat hep yarım kalırdı.
Sıradan bir güne açılırdı göz kapaklarım, huzursuz ve biraz da mutsuz olurdu uyanışım. Görebilmek için onu tekrardan, daha fazla uyumalı, uzanmalıydı yatağa bir yanım. Hiç olacak şey miydi bu aslında; birini görebilme arzusu ile gözlerini kapatmak zorunda kalır mıydı insan? Görebileceği onca şey varken dünyasında, bu vazgeçmişliğe kapılır mıydı rüyalar? Uyumuştum tekrardan:
Orada bir başka gezegen, bir başka sen var dokunduğumda. Tasviri cenneti bahçenin, adı ise ağacı meyvelerin, defalarca tekrarlanan, bir söz dalgası kulaklarımda. Tepede güneş, saklanmıyor bulutların ardına ve yağmur, ıslatmıyor yağdığında. Yakmıyor tenini o sıcaklar ve üşütmüyor senin saçlarını savuran poyrazlar. Önce omzuna düşüyor, ardında salınıyor vücudundan. Hala rüyadayım, henüz uyanmadım aslında. İstemedim düşünmek,
Düşlemek daha güzeldi seni rüyalarda.